Hakkında

Jimmy ve Aksel'e

Bu çalışmayı oğullarım Jimmy ve Aksel'e armağan ediyorum.
Jimmy, 22 Eylül 2026'da on sekizine girdi; artık kendi yolunu kendi seçecek. Aksel de arkasından geliyor.
Yıllarımı verdiğim bu işi sizin için yapıyorum. Ne zaman merak ederseniz açın; ben âyet âyet ekleyeceğim, siz istediğiniz hızda okuyun.
Sevgi dolu ve sürekli affeden tek ve hakiki yönetici hepimizin yardımcısı olsun.

I dedicate this work to my sons, Jimmy and Aksel.
Jimmy turned eighteen on 22 September 2026; from here on, the road is his to choose. Aksel is right behind him.
This is the work of my years, and I am doing it for you. Open it whenever you are curious. I will keep adding, verse by verse; read at your own pace.
May the one true Sovereign, full of love and endlessly forgiving, be a help to us all.

Jimmy'nin gerçek resmi Türkçe ismi Derin ama Kanada'da rahat etsin diye Jimmy ismini ben verdim. 2010'lu yıllar, 2011 veya 2012 olması lazım, bu Jimmy ismini verdiğim zaman. Yani Jimmy 3 veya 4 yaşında idi. Toronto'da High Park'ta dolaşırken Derin'e 'senin ismin ne' diye soruyorlardı, Kanadalılar. Derin ismini söylemek istemiyordu; çünkü insanlar anlamıyorlardı - ben söyleyince de anlamıyorlardı. Halbuki Derin isminin Kanadalılar tarafından kolay anlaşılacağını düşünmüştük, annesi ile, ama öyle olmadı. Önce George ismini denedim; ama onu da söylemek istemedi. Sonra Edmonton'da bir Türk vardı kendine Jimmy derdi. Derin de, bu ismi sevdi, artık ismini rahat söylüyordu ve söylüyor.


Bu çalışma neden var?

Babam dindar bir adam değildi ama iyi bir adamdı. Çok fazla korkuları vardı, bana da geçmiş biraz, çocuklarıma da geçmiştir, korkular/çekingenlikler. Bu çalışma benim ve çocuklarımın bazı korkulardan kurtulmamıza da faydası olur umarım. Babama Allah gerçekten var mı diye sorduğumu hatırlıyorum. İlkokulda falan olmam lazım. Bana şöyle demişti: Televizyonun içinde insanlar var gibi görünüyorlar ama yoklar ya, Allah da yok gibi görünüyor ama var. Bana bu açıklama çok mantıklı gelmişti ve o günden beri Allah'ın varlığına inanırım ama gökyüzünde oturan bizi sürekli gözetleyen ve bize ceza vermek için yanıp tutuşan bir varlık olarak değil. Aslında yok gibi hiç görünmeyen ama bizi hep kollayıp gözeten bir şey olarak bende yer etmiştir.

La ilahe illa Allah - cümlesinin gerçek anlamını Boğaziçi Üniversitesinde okurken, kütüphanede kitap tanıtımı yapanlarken öğrendim - siyah ciltli onlarca kitap vardı - şimdi yazarının ismini hatırlayamıyorum ama siyah ciltli olması ve diğer kitaplar gibi sarı kâğıda değil fotokopi ile çoğaltılmış normal A4 olarak kullandığımız beyaz kâğıda basılmış siyah kapaklı kitaplar - bayağı satın almıştım onlardan - benim için çok öğretici olmuştu - anlatış şekli ve örnekleri çok güzeldi. Mesela, aklımda kalan güzel bir örnek: İnsan kendini araba sanır. Düşünün ki, doğduğunuz andan itibaren bir arabanın içinde yaşıyorsunuz; arabadan dışarı çıkmak mümkün değil - hep arabanın içinde yaşıyorsunuz - o zaman kendinizi araba sanırsınız; işte, bedenimiz de böyledir. Doğduğumuz andan beri bedenin içinde yaşadığımız için kendimizi bedenimiz sanıyoruz. Ama aslında bizler, bedenin içinde yaşayan ruhlarız.

Bu arada La ilahe illa Allah cümlesinin anlamını açıklayacaktım; laf lafı açtı; nerelere geldik. :)

La ilahe illa Allah - cümlesinde ilk dikkat etmemiz gereken nokta - ilah ile Allah kelimelerinin ilişkisi - ilah kelimesi Allah kelimesi içinde vardır. Şu şekilde okunabilir Al-ilah yani İngilizcedeki The kelimesi gibi The ilah olarak düşünülebilir. İlah tanrı demek - the ilah (Allah) da tek tanrı demek.

La ilahe illa Allah - cümlesini şu şekilde çevirebiliriz. Tanrı yoktur, the tanrı vardır! veya anlaması kolay olsun diye yine benim anlam çevirim (mealim) - tanrılar yoktur sadece bir tanrı vardır. Aslında etrafımız mini mini tanrılarla dolu. İlk önce anne ve babamız bizim için tanrı gibidir; onlar ne isterse o olur - ilk birkaç yaş içinde ve sonrasında bazı önemli kararlarda - bizim üzerimizde güçleri vardır. Bizim üzerimizde güçleri olan başka tanrılara örnekler: Öğretmenimiz, büyüklerimiz, patronlarımız, yöneticilerimiz, akrabalar, arkadaşlar, komşular, elalem ve şimdi LLM (yani elalem ve LLM ne der! :) gibi üzerimizde (kısmen) söz sahibi olan onlarca tanrı ile her gün muhatap oluyoruz. İşte - La ilahe illa Allah - cümlesi bize şunu söyler - etrafındaki onlarca tanrı yok esas sözünü dinlemen gereken tek tanrı var. O da pek görünür değil; dolayısı ile vicdanın dışında bir tanrı yok - ben çocukluğum ve gençliğim boyunca bu şekilde düşündüm ve yaşadım; o yüzden maaşlı çalışmak bana hep zor geldi - TÜBİTAK Gebze MAM'da 3 yıl, İstanbul Alcatel'de 3 yıl ve Toronto eHealth Ontario'da 4 yıl çalışmak dışında hiçbir yerde uzun süre çalışamadım.

TÜBİTAK MAM Gebze'de ve anne-babamın evi Küçükçekmece'de olduğu için çok uzun bir servis süresi içinde çok sayıda kitap okuma şansım oldu; kitapların çoğu tasavvuf konulu oldu. Yunus Emre'nin hayatını detaylı okudum; Kulağımda Mustafa Sandal, elimde Yunus Emre'nin hayatı ve şiirleri.

Yunus Emre'nin hayatı ve Mustafa Sandal'ın şarkıları ile gidip gelirken - bir gün o kadar yorgun işe gidiyordum ki; sabah hava karanlık, uyumuşum. Uyandım ve etrafa baktım; hava karanlık aydınlanıyor ama ben anlamadım; aydınlanıyor mu, kararıyor mu? Ciddi ciddi düşündüm; ben işe mi gidiyorum, eve mi dönüyorum. Ondan sonra şu şiir aklımdan geçti:

Giden misin?
Gelen misin?
Sen kendini,
Bilen misin?

Başka bir şiirimde şöyle:

Kızabilir miyiz, bir kuşa öttü diye
veya kızabilir miyiz, bir aslana kükredi diye
Evet, kızarız,
Bilmeyiz, karşımızda insan sandığımız
aslında bir kuş da olabilir
Bir aslan da

Yani tasavvuf konusunda epey bir kafa yormuş biri olarak şimdi Kuran meali çalışması yapıyorum. Sebebi, YZ sonraki zamanlarda insanın içinde zekâdan daha değerli bir şey olduğuna inanmam; onu bulmak için de en güvenilir kaynak olarak Kuran'ı görüyorum.

Bu çalışmayı, kendim için, diğer insanlar için, ama en önemlisi canım kadar sevdiğim iki oğlum için de yapıyorum. Eşim, Aslı için yapmama gerek yok; o zaten bir melek! 13 Nisan Meleğim benim.

Benim ve oğullarımın ihtiyacı var ama bizim ruhlarımızı bulmamız için bir yönlendirilmeye ihtiyacımız var. Bu çalışma bana, oğullarıma ve diğer insanlara faydalı olsun, umarım.

Sevgi dolu ve sürekli affeden tek ve hakiki yönetici yardımcımız olsun,
Barış, huzur, esenlik üzerinize olsun,
Orhan KALAYCI
22 Eylül 2026
İstanbul
orhan@kalayci.com