Arapçaبِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
YZ ile anlam çevirisiSonsuz merhamet sahibi (Rahman), hep bağışlayan (Rahim) Allah'ın adıyla.
Kendi anlam çevirimSevgi dolu ve sürekli affeden tek ve hakiki yöneticinin adı ile
ArapçaYZ ile anlam çevirisiKendi anlam çevirim
Ortadaki sütun yapay zekâ ile üretilmiş bir anlam çevirisidir; referanstır, hata içerebilir. Sağdaki sütun benim kendi anlam çevirimdir.
1وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًۭا
Andolsun savurup savuranlara (dağıtanlara, tozutanlara)
Fikir. Süreç, ilk fikri — ilk hipotezi — söyleyenle başlar.
Fikirleri saç, cesaretlendir; kimse korkup susmasın. (hipotez / hypothesis, fikir üretimi / ideation, ıraksak düşünme / divergent thinking, inovasyon / innovation, psikolojik güvenlik / psychological safety)
2فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًۭا
sonra ağırlık yüklenenlere (taşıyanlara)
Prototip. Fikri yüklen, taşı!
Buluta çıkarıp bir MVP (minimum viable product) hâline getir. İlk CI/CD hattı kurulsun, denensin, öğrenilenler yazılsın. (prototip / prototyping, MVP / minimum viable product, buluta taşıma / cloud, sürekli entegrasyon / continuous integration, deneyerek öğrenme / build-measure-learn)
3فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًۭا
sonra kolayca akıp gidenlere (yüzenlere)
İlk ürün. Prototip olgunlaşıp tam kullanılabilir bir ürüne dönüşür!
Ortamlar arası otomatik testlerle canlıya kadar yumuşakça akar — gökte süzülen bulutlar gibi. (test otomasyonu / test automation, sürekli teslim / continuous delivery, DevOps, akış / flow, ortamlar arası dağıtım / promotion across environments)
4فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا
sonra işi bölüştürenlere (paylaştıranlara)
Yaygınlaştırma. Ürünü son kullanıcıya ulaştır!
Talep arttıkça trafiği sunucular arasında akıllıca paylaştır. (ölçekleme / scaling, yük dengeleme / load balancing, dağıtım / deployment, üretim ortamı / production, pazara sunum / go-to-market)
5إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۭ
Size söz verilen şey kesinlikle doğrudur.
Size vaat edilen kesindir. Sonuçların nasıl ölçüleceği baştan bellidir
Ölçmeden, hesap vermeden olmaz. Şeffaflık ve hesap verilebilirlik esastır. (başarı ölçütü / KPI, gözlemlenebilirlik / observability, şeffaflık / transparency, hesap verilebilirlik / accountability, kanıta dayalı karar / evidence-based decision)
6وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌۭ
Ve hesap (din, yargı) kesinlikle gerçekleşecek.
Ve hesap mutlaka gerçekleşir. Sonuç ya başarıdır ya başarısızlık — ödül ve ceza kaçınılmaz.
Ceza, kaynağı israf etmek; ödül ise harcadığından fazla değer üretip daha çok kaynağa erişmek. (performans değerlendirmesi / performance review, yatırım getirisi / ROI, kaynak tahsisi / resource allocation, ödül ve ceza / reward and consequence, sürdürülebilir büyüme / sustainable growth)
7وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ
8إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍۢ مُّخْتَلِفٍۢ
9يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ
10قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ
11ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍۢ سَاهُونَ
12يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ
13يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ
14ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
15إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ
16ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ
17كَانُوا۟ قَلِيلًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ
18وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
19وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
20وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌۭ لِّلْمُوقِنِينَ
21وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ
22وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
23فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّۭ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ
24هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ
25إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًۭا ۖ قَالَ سَلَٰمٌۭ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ
26فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍۢ سَمِينٍۢ
27فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
28فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةًۭ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍۢ
29فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍۢ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌۭ
30قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ
31۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
32قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍۢ مُّجْرِمِينَ
33لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةًۭ مِّن طِينٍۢ
34مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ
35فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
36فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍۢ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
37وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةًۭ لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
38وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ
39فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌۭ
40فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌۭ
41وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ
42مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ
43وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍۢ
44فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ
45فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍۢ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ
46وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًۭا فَٰسِقِينَ
47وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍۢ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
48وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَٰهِدُونَ
49وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
50فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ
51وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ
52كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
53أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌۭ طَاغُونَ
54فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍۢ
55وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ
56وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
57مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍۢ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ
58إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ
59فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًۭا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
60فَوَيْلٌۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ