← İniş sırası

Mushaf 74 · Mekkî · 56 âyet

Insanlardan uzak duran - Yalnız duran

ArapçaالمدثرOkunuşAl-MuddaththirYZ ile anlam çevirisiÖrtüsüne Sarınan (Üstünü Örten)Kendi anlam çevirimInsanlardan uzak duran - Yalnız duran

56 âyetin 7 tanesinin çevirisi yayımlandı.

Bu sûre iniş sırasında 4 ayrı öbekte iniyor:2. öbek (1-7, 1. yıl) · 20. öbek (8-10, 2. yıl) · 27. öbek (11-30,35-56, 2. yıl) · 116. öbek (31-34, 8. yıl)

Arapçaبِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

YZ ile anlam çevirisiSonsuz merhamet sahibi (Rahman), hep bağışlayan (Rahim) Allah'ın adıyla.

Kendi anlam çevirimSevgi dolu ve sürekli affeden tek ve hakiki yöneticinin adı ile

Ortadaki sütun yapay zekâ ile üretilmiş bir anlam çevirisidir; referanstır, hata içerebilir. Sağdaki sütun benim kendi anlam çevirimdir.

1

يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ

Ey örtüsüne bürünen (üstünü örten, sarınıp yatan)!

Ey yalnızlığa bürünen.

Insanlardan uzaklaşan, yalnızlığı tercih eden. Insanların saçmalıkları ile uğraşmak istemeyen.

2

قُمْ فَأَنذِرْ

Kalk ve uyar (tehlikeyi bildir).

harekete geç, kalk ve insanları uyar!

Kalk, kendini göster, harekete geç (YouTube videosu çek mesela) ve uyar - son kutsal ileti de dahil - bir çok şeyi yanlış anladıklarını - yanlış yolda olduklarını anlat! Bildiklerini anlat! Doğru yolu göster!

3

وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

Rabbini de büyükle (yücelt, büyüklüğünü dile getir).

Eğitmenini yücelt. Böylece öğrenmeye açık ol!

Öğrenen kişinin öğretene saygı duyması ve öğretilen bilgileri anlamaya çalışması esastır!

4

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

Elbiseni (giysini) de temizle (arındır).

Öğrencilerinin karşısına temiz çık!

Öğrenciler, eğitmene saygı duyacakları gibi, eğitmen de öğrencilere saygı göstermeli. Üstüne başına özen göstermeli.

5

وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ

Pislikten (kirden, azaba götürenden) de uzak dur (ayrıl, terk et).

kendini pislikten (ahlaksızlıktan, yalandan, suçtan) uzak tut.

İnsanların pislikleri üzerine bulaşmasın diye insanlardan uzak duruyordun. Şimdi, kalk insanların arasına karış dedik diye pisliğe bulaşma - temiz ahlakını, doğruluğunu, dürüstlüğünü, adaleti koru.

6

وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ

Ve daha çoğunu isteyerek (karşılığında fazlasını umarak) başa kakma (verdiğini çok görme).

Yaptığın iyiliği, verdiğin bilgiyi çok görüp başa kakma.

Böylece daha çok vermeye hazır ol. Karşılığını anlamasan da vermeye devam et. Karşılığını almak değil, vermek daha önemlidir.

7

وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ

Ve Rabbin için sabret (dayan, diren).

Eğitmenine karşı sabırlı ol. Zorluğa dayan.

Hayat ve öğrencilerin sana öğretir. Hayata ve öğrencilerine karşı sabırlı ol. Değişime direnç normaldir ama ZORDUR; zorluklara hazır ol!

8

فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ

—

— henüz yayımlanmadı —

9

فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍۢ يَوْمٌ عَسِيرٌ

—

— henüz yayımlanmadı —

10

عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍۢ

—

— henüz yayımlanmadı —

11

ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًۭا

—

— henüz yayımlanmadı —

12

وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًۭا مَّمْدُودًۭا

—

— henüz yayımlanmadı —

13

وَبَنِينَ شُهُودًۭا

—

— henüz yayımlanmadı —

14

وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًۭا

—

— henüz yayımlanmadı —

15

ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

—

— henüz yayımlanmadı —

16

كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِءَايَٰتِنَا عَنِيدًۭا

—

— henüz yayımlanmadı —

17

سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا

—

— henüz yayımlanmadı —

18

إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

19

فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

20

ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

21

ثُمَّ نَظَرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

22

ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

23

ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

24

فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ يُؤْثَرُ

—

— henüz yayımlanmadı —

25

إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ

—

— henüz yayımlanmadı —

26

سَأُصْلِيهِ سَقَرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

27

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ

—

— henüz yayımlanmadı —

28

لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ

—

— henüz yayımlanmadı —

29

لَوَّاحَةٌۭ لِّلْبَشَرِ

—

— henüz yayımlanmadı —

30

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

31

وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةًۭ ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةًۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًۭا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌۭ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًۭا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ

—

— henüz yayımlanmadı —

32

كَلَّا وَٱلْقَمَرِ

—

— henüz yayımlanmadı —

33

وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

34

وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

35

إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ

—

— henüz yayımlanmadı —

36

نَذِيرًۭا لِّلْبَشَرِ

—

— henüz yayımlanmadı —

37

لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

38

كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

—

— henüz yayımlanmadı —

39

إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ

—

— henüz yayımlanmadı —

40

فِى جَنَّٰتٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

—

— henüz yayımlanmadı —

41

عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ

—

— henüz yayımlanmadı —

42

مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ

—

— henüz yayımlanmadı —

43

قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ

—

— henüz yayımlanmadı —

44

وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ

—

— henüz yayımlanmadı —

45

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ

—

— henüz yayımlanmadı —

46

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

—

— henüz yayımlanmadı —

47

حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ

—

— henüz yayımlanmadı —

48

فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ

—

— henüz yayımlanmadı —

49

فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

—

— henüz yayımlanmadı —

50

كَأَنَّهُمْ حُمُرٌۭ مُّسْتَنفِرَةٌۭ

—

— henüz yayımlanmadı —

51

فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ

—

— henüz yayımlanmadı —

52

بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًۭا مُّنَشَّرَةًۭ

—

— henüz yayımlanmadı —

53

كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْءَاخِرَةَ

—

— henüz yayımlanmadı —

54

كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌۭ

—

— henüz yayımlanmadı —

55

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

—

— henüz yayımlanmadı —

56

وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ

—

— henüz yayımlanmadı —