← İniş sırası

Mushaf 96 · Mekkî · 19 âyet

Sevgi veya nefret ile bir bağlama (context'e) / amaca tutunan

ArapçaالعلقOkunuşAl-AlaqYZ ile anlam çevirisiYapışan (kan pıhtısı, sevgi bağı)Kendi anlam çevirimSevgi veya nefret ile bir bağlama (context'e) / amaca tutunan

19 âyetin 5 tanesinin çevirisi yayımlandı.

Bu sûre iniş sırasında 2 ayrı öbekte iniyor:1. öbek (1-5, 1. yıl) · 35. öbek (6-19, 3. yıl)

Arapçaبِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

YZ ile anlam çevirisiSonsuz merhamet sahibi (Rahman), hep bağışlayan (Rahim) Allah'ın adıyla.

Kendi anlam çevirimSevgi dolu ve sürekli affeden tek ve hakiki yöneticinin adı ile

Ortadaki sütun yapay zekâ ile üretilmiş bir anlam çevirisidir; referanstır, hata içerebilir. Sağdaki sütun benim kendi anlam çevirimdir.

1

ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ

Oku (seslen), yaratan Rabbinin adıyla.

Kendini gerçekleştirmek / Hayallerini gerçekleştirmek icin kendini ve çevreni anla imkanlarını fark et (OKU) ve kendini ifade et, sana kol kanat geren öğretmeninin/eğitmenin/gözetmenin/ adı ile

oku = 'şarkı oku' gibi - sesini duyur veya bir teknik direktörün oyunu okuması gibi olup biteni anla anlamına da geliyor.

2

خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ

İnsanı yapışan (kan pıhtısı olan, sevgiyle bağlanan) bir şeyden yarattı.

İnsanı (soğuk ve ezbere bir bilgi seti olarak değil) sevgi, ilgi, alaka (veya kin, nefret, husumet) ile bir bağlama (context)/amaca tutunacak şekilde yarattı

ALAK kelimesi - yapışkan veya tutunan şey anlamına geliyormuş arapçada. Arapça şiirlerde ve kullanımda sana sevgi ile tutuldum veya bana husumet ile yapıştı kaldı veya yakamdan düşmedi gibi... Türkçeye ALAKA - ne alaka gibi kullanımlarla geçmiş.

3

ٱقْرَأْ وَرَبُّكَ ٱلْأَكْرَمُ

Oku; Rabbin en cömerttir (en çok ikram edendir).

Kendini gerçekleştir (Hayallerini gerçekleştirmek icin kendini ve çevreni anla imkanlarını fark et) eğitmenin/gözetmenin/sana kol kanat olan öğretmenin çok cömerttir (soyluluğun/onurun/özgürlüğün kaynağıdır.)

KEREM - kelimesi kullanılmış burada - cömertlik, bolluk anlamına geldiği gibi onur veya soyluluk anlamına da geliyormuş. Arap kültüründe onur veya soyluluk aynı zamanda özgür kişi anlamına da geliyor. Yani Kerem özgürlük anlamında da yorumlanabiliyor.

4

ٱلَّذِى عَلَّمَ بِٱلْقَلَمِ

Kalemle öğreten (kalemi belleten) O'dur.

Kalemle YAZ! Yazmak okumanın sonucudur! Hatta okumanın (sesini duyurmanın) ta kendisidir, yazmak! O yüzden yazmak zorundayız! Yazmayı bize öğreten O'dur!

Oku = kendini duyur = yaz

5

عَلَّمَ ٱلْإِنسَٰنَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

İnsana bilmediğini öğretti.

İnsana bilmediğini öğretti. Sen de başkalarına (onların bilmediği) (kendi bildiğini) öğret!

Öğretmek öğrenmenin en iyi yoludur!

6

كَلَّآ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَيَطْغَىٰٓ

Hayır (asla); insan gerçekten haddini aşar (azar, taşar);

— henüz yayımlanmadı —

7

أَن رَّءَاهُ ٱسْتَغْنَىٰٓ

kendini kimseye muhtaç olmayan (yeterli, zengin) gördüğü için.

— henüz yayımlanmadı —

8

إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجْعَىٰٓ

Kuşkusuz dönüş (geri varış) Rabbinedir.

— henüz yayımlanmadı —

9

أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يَنْهَىٰ

Şu yasaklayanı (engelleyeni) gördün mü,

— henüz yayımlanmadı —

10

عَبْدًا إِذَا صَلَّىٰٓ

bir kulu, namaz kılarken (dua ederken)?

— henüz yayımlanmadı —

11

أَرَءَيْتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلْهُدَىٰٓ

Söylesene: ya o kul doğru yol üzerindeyse (yolu gösterilmişse),

— henüz yayımlanmadı —

12

أَوْ أَمَرَ بِٱلتَّقْوَىٰٓ

ya da sakınmayı (korunup gözetmeyi) buyurduysa?

— henüz yayımlanmadı —

13

أَرَءَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ

Söylesene: ya yalanladıysa ve sırtını döndüyse?

— henüz yayımlanmadı —

14

أَلَمْ يَعْلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ

Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu?

— henüz yayımlanmadı —

15

كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًۢا بِٱلنَّاصِيَةِ

Hayır! Vazgeçmezse perçeminden (alnındaki saç tutamından) yakalayıp sürükleriz (kavrarız);

— henüz yayımlanmadı —

16

نَاصِيَةٍۢ كَٰذِبَةٍ خَاطِئَةٍۢ

yalancı, suç işleyen (günaha batmış) bir perçemden.

— henüz yayımlanmadı —

17

فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۥ

Varsın meclisini (çevresindekileri) çağırsın;

— henüz yayımlanmadı —

18

سَنَدْعُ ٱلزَّبَانِيَةَ

biz de zebanileri (o sert görevlileri) çağıracağız.

— henüz yayımlanmadı —

19

كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَٱسْجُدْ وَٱقْتَرِب ۩

Hayır! Ona boyun eğme (uyma). Secde et (yere kapan) ve yaklaş.

— henüz yayımlanmadı —